• CANLI TV İZLE
  • CANLI BORSA
  • İstanbul 16° PARÇALI BULUTLU
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • İMSAK'A 02:00

  • HABER GÖNDER

  • İDDAA PROGRAMI

MUHSİN BAŞKAN GİDELİ 11 YIL OLDU!

“O, İNANÇLARINIZI MECLİSE TAŞIYACAK”

ad826x90

BİR DAVA ADAMI YAZICIOĞLU…

Ülkesini ve insanını düşünen bir düşüncede olmak, bu düşünce ile değerlerini birleştirip bunları insanlara ve devlete aşılamak, insanların saygısını, sevgisini dostluğunu kazanabilmek kime ya da kimlere nasip oldu bu güne kadar?

O öldüğünde hepimizin yüreği sızlamadı mı? Hepimiz hüzne kapılmadık mı? Muhsin Başkan nasıl gittin, sen bu ülkenin değerisin demedik mi?

Neden hep kaybedince kıymet veriyoruz bazı şeylere, hiç düşündünüz mü?

Abdullah Çatlı’yı köşeye sıkıştırmışken örgütçüler, ‘’Şimdi siz düşünün abim geliyor’’ cümlesindeki ‘’ABİM’’ kelimesidir Muhsin Yazıcıoğlu.

Siz hiç gördünüz mü haksızlık yaptığını? Birini hor gördüğünü? Düşeni görmezden geldiğini?

Ben görmedim…

Adaletsizliğe tahammül eder misiniz siz?

Size yapılırsa etmezsiniz evet ama ya bir başkasına yapılırsa?

Düşünmedim dersiniz muhtemelen.

‘Hadi gelin size yemek ısmarlayayım’ dedi.

11 kişi Mithatpaşa Caddesi’nde bir lokantaya gittik.

Yemekler yendi, sonra tatlılar söylendi, bir kişi tatlı istemedi. Hesap pusulası geldi.

Elini cebine sokarken ‘İnşallah param yeter’ dedi. Hesap pusulasındaki miktarla başkanımızın cebinden çıkan para, kuruşu kuruşuna aynıydı. Herkes birbirinin gözüne bakmaya başlamıştı.

O bir kişinin tatlı yememesi de ayrı bir tesadüf müydü? Yoksa Allah sevdiği kulunu mahcup etmemiş miydi?” Bir anı paylaştım sizinle o dönemden. İşte adalet budur. Allah’ın adaleti diyoruz biz buna tabi. Adaletli olana adaletli davranır Yaradan. Eğer adaletsizlik görürseniz sorgulayın.

 “Ben fikrimi söylemeyeyim, sizin fikrinizin sözcüsü olayım” derdi.

Size cezaevinden bir anı paylaşıyorum. Hadi gözyaşlarınız için bir mendil alın elinize ha! Okurken de düşünün, kendinizi koyabilirseniz onun yerine koyun…

Yeni gelen genç içeridekilere selam verdi ve kendisine gösterilen boş yere oturdu. Koğuştakiler ona hoş geldin, geçmiş olsun dediler.

İçlerinden en yaşlı ve olgun olanı gencin yanına yaklaştı ve ona ilgi gösterdi, bir anlamda sahiplendi.

Çünkü selam verişinden ve simasından bu gencin nasıl biri olduğunu hemen anlamıştı.

Genç oldukça yorgun ve bitkin görünüyordu, epeyce bir müddet konuşmadı. Daha sonra yaşlı adamdan bir seccade istedi ve kıblenin ne taraf olduğunu sordu. Sonra kalktı ve yavaş yavaş ikindi namazını kıldı.

Yaşlı adam gencin namazını bitirmesini bekliyordu, onunla enine boyuna tanışmak istiyordu. Fakat genç ikindi namazını bitirdiği halde daha namaz kılmaya devam ediyordu, sonunda bitirdi ve yerine geçip oturdu.

Yaşlı adam biraz daha yanına yaklaştı.        

-Nedir o fazladan kıldığın namaz?

Biliyorsun ikindi namazından sonra kılınan nafile bir namaz yoktur?

Delikanlı bir müddet cevap vermedi, daha sonra sakin bir sesle:

-Kaza namazı dedi.

-Ne zaman kazaya bırakmıştın? dedi yaşlı adam.

Çok yavaş bir şekilde gözaltındayken, dedi. Daha sonra da gözleri uzaklara dalıp gitti.

Yaşlı adam onu konuşturarak ve bir şeyleri hatırlatarak üzmek istemiyordu. Fakat yine de kendine hakim olamadı.

-Ne kadar tuttular göz altında?

ad826x90

-Yirmi dokuz gün.

-Allah Allah, yirmi dokuz gün öyle mi?

-Evet, yirmi dokuz gün. O yirmi dokuz günlük namazımı kaza edeceğim.

-Kılamamışsındır, kıldırmamışlardır herhalde?

Delikanlı bir müddet sustu ve sonra yaşlı adama döndü:

-Aslında namazlarımı kıldım, bir tek vaktimi bile kaçırmadım fakat…

-Fakat ne?

-Fakat namazın şartlarını yerine getiremedim, hep eksikti. Çoğu zaman abdest alamadım, teyemmüm ettim.

-Olsun, teyemmümle olsun, kabul değil mi?

-Fakat toprak bulamadım teyemmüm edecek, bazen beton duvara, bazen de demir kapıya ellerimi sürerek teyemmüm ettim, kabul olur mu?

-Ne demek kabul olmaz, elbette olur.

-Kıbleyi de bilmiyordum, rica ettim söylemediler.

Hem bu arada namazın diğer rükünlerini de yerine getiremiyordum, askıdaydım, hem ellerim hem ayaklarım bağlıydı, çoğu zaman zorla rükuya gidebiliyordum, hele hiç secde yapamıyordum.

-Olsun, olsun yine de kabuldür senin kıldığın bu namaz, dedi yaşlı adam. Fakat ses tonu gittikçe değişiyor, ağlamaklı bir hal alıyordu.

-Sen öyle hep kabul kabul diyorsun ama… dedi ve bir müddet sustu genç adam. Daha sonra değişik bir ses tonuyla devam etti.

-Biliyor musun, gözaltında bulunduğum o yirmi dokuz günün on beş günü anadan üryandım, çırılçıplaktım, soymuşlardı beni. Yalvarıyordum onlara, ne olur Allah için bir tek külotumu bana verin, hiç olmazsa namaz kılacağım vakit verin diyordum, fakat vermiyorlardı. İşte o şekilde kıldım namazlarımı.

Mümkün olduğu kadar toparlanıp avret yerlerimi örtmeye çalışıyordum. Fakat bazen onu da yapamıyordum, bu şekilde namaz kılıyordum…

Ortalığı epeyce bir müddet sessizlik kaplamıştı, delikanlı yaşlı adamdan cevap bekliyordu, bu namazları kaza etmesi gerekmiyor muydu?

Yaşlı adam kafasını kaldırdığında gözyaşlarının baştan sona yüzünü ıslattığını gördü, ağlıyordu, ağlıyordu.

Sonra birden doğruldu ve delikanlının omuzlarından kuvvetlice tuttu ve kendine çekti:

-Bana bak delikanlı! O namazları asla kaza etmeyeceksin anlıyor musun, o namazları alıp Allah’ın huzuruna varacaksın.

“Allah’ım, sana bunları getirdim.” diyeceksin.

Biliyor musun, belki hayatında kıldığın en önemli namazlar, senin bu namazların olacak.

Yaşlı adam sordu adın ne nerelisin ne iş yaparsın, suçun ne?

Delikanlı: Adım Muhsin Yazıcıoğlu,

Sivas’lıyım, suçum ise vatanımı sevmek…

Ağladınız mı ya da gözleriniz doldu mu? En azından yüreğinizde bir sızı oluşmuştur diye düşünüyorum. Düşünün Muhsin Yazıcıoğlu sadece küçük bir örnek bu hususta. Nice Muhsinler aynı yolun yolcusu oldu, nice Muhsinler aynı yoldan geçti…

Hepsi bir bütün olup Muhsin Yazıcıoğlu oldular… Daha nice Muhsinler gelecek, geçecek bu dünyadan. Kiminden haberimiz olacak; kimisi sessiz sedasız geçip gidecek bu diyardan…

11 YIL ÖNCE BUGÜN AYRILDI ARAMIZDAN MUHSİN YAZICIOĞLU

SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUZ…

Yazı İşleri Müdürü: Halil ARISOY

ad826x90
0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

2020 TOKYO OLİMPİYATLARI ERTELENDİ

Hızlı Yorum Yap

0 0 0 0 0 0
Yazarlar
Video
Galeri

BirsenHaber'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

BirsenHaber'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Araç çubuğuna atla