h Dolar %
h Euro %
h Altın (Gr) 503,75 %-0,57%
h Tam Altın 8.041,50 %-0,55%
h Bitcoin 342550 %13.65288
a

MARMARA DENİZİ ÖTROFİKASYON TEMİZLİĞİ

ad826x90

Canlılığın devamında en büyük öneme sahip olan yeryüzündeki oksijenin, yaklaşık olarak %70’i denizlerde bulunan fitoplanktonlar vb canlılar tarafından üretilmektedir. Denizler biyoçeşitliliğin, iklim sisteminin ve su döngüsünün doğal seyrinin devamı açısından hayati öneme sahiptir.

Karadeniz’i, Ege Denizi ve Akdeniz’e birbirine bağlayan Marmara Denizi 11.35 km2 yüzölçümüne sahip bir iç denizdir. Etrafında Balıkesir, Bursa, Çanakkale, İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ, Yalova şehirlerinde olmak üzere yaklaşık 25
milyon nüfus yaşamaktadır. Ülke sanayisinin yaklaşık olarak %60’ı bu bölgede yoğunlaşmıştır. Dolayısı ile Marmara Denizi’ndeki olumsuzluklar en başta söz konusu şehirleri ve burada yaşayan ve ülke nüfusunun %30’una karşılık gelen insanları doğrudan etkilemektedir.

Marmara Denizi, Ege Denizi ve Karadeniz arasında boğazlar yolu ile olağanüstü hidrodinamik bir olay gerçekleşmektedir. Tuzluluk oranı düşük olan Karadeniz suları yaklaşık 15 – 25 metrelik üst bir akıntı ile İstanbul boğazından Marmara’ya girmektedir. Bu suyun Marmara Deniz’inde bekletme süresi ortalama 5 aydır. Çanakkale Boğazı’nın alt tabakasından ise Akdeniz’in oksijene doygun ve tuzluluk oranı yüksek suları girmekte, ortalama 6-7 yıl mertebesinde Marmara Denizi’nde kalmakta ve İstanbul Boğazı’ndan dip akıntı ile Karadeniz’e geçmektedir.

Marmara Denizi’nde iki tabakalı bir ekosistem bulunmaktadır. Bu iki tabaka arasında çok belirgin ve ince bir haloklin tabakası vardır. Bu tabaka oksijence doygun olan üst tabaka ile neredeyse oksijensiz olan alt tabaka arasında oksijen geçişine engel olmaktadır. Ancak kış aylarından tabakanın genişlemesi neticesinde özellikle sığ bölgelerde (40 – 50 m) oksijen geçişi mümkün olabilir. Derin bölgelerde ise Marmara Denizi’nin tek oksijen kaynağı
Çanakkale’den alt akıntılarla giren Ege Denizi’nin tuzlu sularıdır. Marmara Denizi’nde karasal baskılar ve Karadeniz’den taşınan organik madde büyük bir baskı oluşturmaktadır. Üst tabakadaki akıntılarla fiziksel seyreltme etkisi ve üst tabakadaki partikül organik maddenin alt tabakaya çökelmesi nedeniyle Batı Marmara bölgesi üst tabaka suları iyi kalite özelliklere sahiptir nispeten dip sularında daha fazla oksijen bulunmaktadır. Karadeniz diğer kıyısal girdilerindeki kirlilik, İstanbul’un bazı arıtma tesislerinden ön arıtma sonrası Karadeniz dip akıntısı ile Karadeniz’e gönderilen atıksular
gibi unsurlar dolayısı ile Marmara Deniz’i için büyük bir organik yük barındırmaktadır.

ad826x90

Marmara Denizi’nde Ötrofikasyon

Ötrofikasyon, büyük su ekosistemlerinde, karasal ve kıyısal kaynaklardan yağışların akışa geçmesi veya rüzgârlar aracılığı ile gelen besin maddelerinin artması sonucunda, plankton ve alg varlığının aşırı şekilde çoğalmasıdır. Bu durum sudaki çözülmüş oksijen miktarını azaltarak uzun vadede su ekosisteminin ölümüne neden olabilmektedir.

ötrofikasyonun kıyı ekosistemlerine, su berraklığının azalması, su bitkilerinde azalma, oksijen azalması (hipoksi) ve besin ağında değişiklikler gibi birçok negatif etkisi söz konusudur. Marmara Denizi’nde özellikle noktasal deşarjlar, Karadeniz yüzey suyu girdisine ve havza yolu ile taşınımlara bağlı besin ve organik maddeler yüzey sularının ötrofikasyona maruz kalmasına neden olmuştur. Havza temelli taşınımlarda Susurluk Çayı etkisinde olan bölgelerde ve Erdek Körfezi’nde nispeten daha yüksek besin elementi konsantrasyonları gözlenmektedir. Marmara Denizi’nde genel olarak yaz-sonbahar dönemlerinde ötrofikasyonun etkisi ile neredeyse tamamen oksijensiz durumlar görülmektedir. Bununla ilişkili olarak da bölgesel olarak plankton patlamaları, denizin renklenmesi ve musilaj olayları yaygınlaşmaktadır.

Marmara Denizi’nde Müsilaj Tehlikesi

Karasal veya atmosferik etkilerle Marmara Denizi’ne gelen organik madde yükü ötrofikasyona neden olmaktadır. Müsilaj Fitoplanktonların ötrofikasyon neticesinde ortam şartlarına bağlı olarak suya bıraktıkları salgıdır. Bu salgı su içinde bulunan bakteri (zararlı türler de dahil) ve virüsler gibi organizmalar için oldukça uygun bir beslenme ortamı oluşturmaktadır.

Musilaj zaman zaman bölgesel olarak oluşabilmektedir. Ancak akıntılarla birlikte yaz aylarına doğru ortadan kalkmaktdır. Bugün Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj problemi ise Marmara Denizi’nin ekolojisinin tamamen bozulduğuna dair fikir vermektedir. Akdeniz havzasında sıcaklıkların yükselmesi, Marmara Denizi’nde daha durağan şartların oluşması ve kirlilik (organik madde yükünün artması) müsilajın etkisini ve yoğunluğu artıran en önemli unsurlardır.

Sonuç olarak gerekli önlemlerin ivedi olarak alınmaması durumunda Marmara Denizi’nde H2S çıkışlarına bağlı olarak koku ve korozyon problemlerinin artacağı, biyoçeşitliliğin zarar göreceği, çeşitli hastalıkların ortaya çıkabileceği, başta ekonomik faaliyetler olmak üzere deniz ile insan ilişkilerinin sarsılacağı söylenebilecektir.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

  • Yüzeyde ve deniz tabanında bulunan mevcut müsilaj probleminin bertarafı için uygun bir yöntem bulunmamaktadır. Ancak bununla alakalı bilimsel çalışmalar desteklenmeli, özel çağrılar oluşturulmalıdır.
  • Marmara Denizi’ne ileri derecede arıtılmamış atıkların deşarjına kesinlikle müsaade edilmemelidir. Özellikle İstanbul Boğazı Karadeniz dip akıntısına ön arıtma sonrası deşarja müsaade edilmemeli, ilgili arıtma tesislerinin teknolojileri bir an önce geliştirilmelidir.
  • Kanal İstanbul Projesi Karadeniz – Marmara Denizi dengesi açısından yeniden değerlendirilmelidir.
  • Karadeniz’e Tuna başta olmak üzere diğer deşarjların kontrolü için uluslararası düzeyde müdahil olunmalıdır.
  • Marmara Denizi çevresindeki tüm idari ve sivil yapıların bir araya gelerek Marmara Denizi özelinde yeni bir atık yönetim politikası geliştirmelidir.
  • Yerel yönetimler tarafından yapılması ön görülen atıksu arıtma tesislerine çeşitli politik kaygılarla öncelik verilmemekte, kaynak sorunları yaşanmaktadır. Atıksu arıtma tesisleri bakanlık tarafından acil olarak yapılmalı ve işletmeye alınmaktadır.
  • Denizin kendi kendini arıtma mekanizması olan kıyı şeritlerinden dolgu yapılar müsaade edilmemelidir.
  • 1000 m ‘den derindeki çözünmüş oksijen değerleri, 1997 – 2015 yılları arasında değerlendirildiğinde, 2 mg/L’den 0,5 mg/L ’nin altına düştüğü görülmektedir. Bu durum Marmara ekosistemi için önemli bir uyarı niteliğindedir. İnsan aktivitelerine ve doğal süreçlere bağlı organik madde zenginleşmesinin neden olduğu bu süreç matematiksel modellerin de yardımıyla detaylı şekilde araştırılmalı ve gerekli önlemlerin alınması sağlanmalıdır.
  • Marmara Denizi’nde bulunan bütün körfezlerin hassas alan oldukları göz önünde bulundurularak deşarjlarla ilgili özel uygulamalar (arıtma kontrolü, arıtma teknolojisinin geliştirilmesi, deşarj limitlerinden düzeltme, sürekli izleme vb) yapılmalıdır.

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

LEKELENMEME HAKKI KAPSAMINDA 3,5 YILDA YAKLAŞIK 359 BİN DOSYADA SYOK KARARI VERİLDİ

HIZLI YORUM YAP

r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.