h Dolar %
h Euro %
h Altın (Gr) 506,67 %-1,50%
h Tam Altın 8.117,81 %-1,20%
h Bitcoin 294130 %-1.16551
a

DARBELERE KARŞIYIZ

ad826x90

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bugüne darbelerle gelip, darbelerle giden hükümetler gördü. Darbelere boyun eğen, hayatı sıkıntılarla geçen nesiller gördü. 1960 Darbesi’nde Menderesler, 1980 Darbesi’nde Özallar kaybetti bu ülke ve dinmeyen, sonu gelmeyecek evlat acıları…

Cemal Madanoğlu komutasında 37 düşük rütbeli asker ile gerçekleştirilen 27 Mayıs Darbesi’nin sebepleri İÇ ve DIŞ nedenler olarak iki gruba ayrılmaktadır.

Dış nedenler: Marshall planından daha fazla kredi alamayan Menderes;  Seydişehir Aluminyum ve İskenderun Demir-Çelik ve diğer sanayi projelerini kredilendirmek için Sovyetler Birliği ile yakınlaşmaya başladı. Bu amaçla Sovyetler Birliği’ne üst düzey ziyaretler yapılıp, ülkedeki sanayinin gelişmesi için Sovyetlerle yatırım antlaşmaları imzalanma hazırlığı yapılmaktaydı ki bu olanlar kendisini süper güç olarak nitelendiren bir ülkenin hiç işine gelmedi. Sonunu herkes tahmin ediyor elbette.

“27 Mayısın saygın generali Cemal Madanoğlu’na, darbeden 28 yıl sonra, 1988 yılında soruluyor: “CIA, 27 Mayıs 1960 darbesinin içinde miydi? “İşte ünlü General Madanoğlu’nun cevabı: “CIA işe sonradan el attı. Ve ordunun içine girdi.”

ad826x90

İç nedenler:

Demokrat Parti, anayasa ihlalleriyle suçlanmaya başlandı. Adnan Menderes’in üniversite çevrelerine “kara cübbeliler” olarak hitap ettiği ve bunun yayınlanmaması için basına yasak koyduğu iddia edildi. Üniversite çevreleri ve bazı aydınlar bu eleştirilere destek verirler ve İhtilalden bir ay önce İstanbul Üniversitesi’nde DP karşıtı bir eylem zorlukla bastırılır. Eylemi bastırmakla görevli askerlerin tutumu ordunun da DP’ye cephe aldığını gösterir.

Bu olaya şahit olan Ali Fuat Başgil o an, gördüklerini şu şekilde değerlendirir:

Tamam dedim. Bu hareket orduya da sirayet ettiğine göre, artık Menderes Hükûmeti gitmiştir.

Tırmanan olaylardan ve huzursuz ortamdan CHP’yi sorumlu tutan Demokrat Parti’nin, 2 Ağustos 1958 tarihli bir Meclis grubu bildirisi şu şekildeydi:

“CHP idarecileri, Meclis ve hükûmetin meşruiyet ve istikrarını, şiddet yolu ile tahrip etmenin mümkün, hatta lazım olduğu kanaatini uyandırmaya müncer olacak, çok tehlikeli bir yola girmişlerdir”

DP hükümetinin sansür politikaları basınla olan ilişkilerini de büyük oranda zedeledi.

Seçimler: 27 Ekim 1957 seçimlerinde DP oyların %47,88’ini alarak yürürlükteki çoğunluk esasına dayalı seçim sistemi sayesinde 424 milletvekili çıkardı. İsmet İnönü’nün başında bulunduğu CHP %41,09 oyla 178 milletvekilliği kazanmıştı. Cumhuriyetçi Millet Partisi ve Hürriyet Partisi dörder milletvekilliği kazandılar. Muhalefetin toplam oy miktarı DP’yi geride bırakıyordu. Demokrat Parti, matematiksel olarak muhalafet partilerinin oyları karşısında azınlığın iktidarı konumundaydı. Seçimlerden sonra, siyasal ortamdaki gerginlik artarak devam etti. CHP yurt çapında destek görmeye başlamıştı. Bir önceki seçimde %35 olan oy oranını % 41’e yükseltmesi bunun göstergesiydi. Oysa DP 1954’te % 57 olan oy oranını % 47’ye düşürmüştü.

Gerginleşen ortam halkı da huzursuz etmeye başlayınca fırsatı kaçırmak istemeyen askerler 27 Mayıs 1960 Yılında darbeyi gerçekleştirdiler.

DARBE GERÇEKLEŞTİ

ad826x90

Alparslan Türkeş 27 Mayıs sabahına karşı radyodan darbe bildirisini okudu. Bildiride Türkeş’in ağzından şu cümleler döküldü:

“Sevgili vatandaşlar! Dün gece yarısından itibaren, bütün Türkiye’de, deniz-hava-kara Türk Silahlı Kuvvetleri, el ele vererek, memleketin idaresini ele almıştır. Bu hareket, Silahlı Kuvvetlerimiz’in müşterek işbirliği sayesinde, kansız başarılmıştır! Sevgili vatandaşlarımızın sükûn içinde bulunmalarını ve resmi sıfatı ne olursa olsun hiç kimsenin sokağa çıkmamalarını rica ederiz.”

27 Mayıs 1960 sabah saat 3.15’te piyade birlikleri ve süvari grubu, 3.30’da tanklar hareket etti. Saat 4.36’da  Albay Alparslan Türkeş tarafından radyoda okunan ilk bildiri ile harekat bütün Türkiye ve dünyaya ilan edildi.

YASSIADA

27 Mayıs sonrasında Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, hükümet üyeleri ve aralarında Milli Mücadele’nin önemli komutanlarından Ali Fuat Cebesoy’un da olduğu Demokrat Parti milletvekilleri, parti yöneticileri, asker ve bazı üst düzey kamu görevlileri tutuklanarak Yassıada’ya götürüldü. Burada tutuklulara ağır işkence ve kötü muameleler yapıldığı iddia edildi. İşkence ve kötü muameleler neticesinde Cemil Keleşoğlu ve Namık Gedik’in intihar ettiği ileri sürüldü. Hatta DP avukatlarından Hüsamettin Cindoruk, Namık Gedik’in intiharının dahi şüpheli olduğunu iddia etti.

Cindoruk: Namık Gedik’in intiharında fiziki zorluk var. Çift camlı bir odada yatağın üzerinden atlayıp çerçevelere çarpmadan camları kırabilmek için Hezarfen Ahmet Çelebi olmak lazım. Olabilirliği çok zor ama tek şahit Ethem Menderes. Bir de cüsseli biri, atletik yapılı değil. Namık Bey’in ailesi intihar olayına hiç inanmadı.

İDAM!

Yargılamaların yapılmasının ardından sanıklardan Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961’de sabaha karşı, Adnan Menderes 17 Eylül 1961’de saat 13.30’da İmralı Adası’nda idam edildi. Dünyanın bütün ülkelerinde ceza muhakemesi kanunlarına göre idam cezaları sabaha karşı infaz edilirken Adnan Menderes’in cezasının infazında bu kuralın dışına çıkılarak öğle vaktinde idam gerçekleştirildi. Bu durumun nedeni olarak, Zorlu ve Polatkan’ın idamlarından sonra, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth başta olmak üzere tüm Avrupa devletlerinin var güçleriyle Türkiye’ye baskı yapmaları gösterilmekte. İdamdan 9 gün sonra Menderes’in evine gidilerek evin kapısına idam hükmünün bir suretinin asıldığı ve idam edilirken kullanılan ip, idam gömleği, cellat, imam ve son gün yiyip içtiklerinin parasının eşi Berrin Menderes’ten alındığı çok sefer dile getirildi.

TÜRKİYE’DE DAHA SONRA İSE SIRASIYLA;

  • 12 Mart 1971 Muhtırası
  • 27 Aralık 1979 Muhtırası
  • 12 Eylül 1980 Darbesi
  • 28 Şubat 1997 Muhtırası
  • 27 Nisan 2007 Muhtırası

DARBE GİRİŞİMLERİ

  • 21 Ekim 1961
  • 22 Şubat 1962
  • 20 Mayıs 1963
  • 20 Mayıs 1969
  • 9 Mart 1971
  • 15 Temmuz 2016

15-16 Temmuz 2016 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kendilerini Yurtta Sulh Konseyi olarak tanımlayan bir grup asker tarafından gerçekleştirilen askeri darbe teşebbüsü; 16 Temmuz sabahı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin gerçekleştirdiği operasyonlar sonucunda bastırıldı ve askerler silahlarıyla birlikte teslim oldu.

Olaylar sonucunda 104’ü darbe yanlısı olmak üzere toplam 300’den fazla kişi hayatını kaybetti, 1491 kişi yaralandı ve farklı rütbelerden 8036 asker gözaltına alındı. Yargı ve sivil siyaset mensupları dahil olmak üzere toplam gözaltı sayısı 22 Temmuz tarihi ile birlikte 10 bini buldu.

Bunun yanı sıra askeri, idari ve adli kurumlarda birçok kişi görevden alındı. Gülen Hareketi desteğiyle olan askeri darbe girişiminin ardından İstanbul Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Türk Ceza Kanununun anayasal düzene karşı suçlar kapsamında yer alan ”cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs”, ‘‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye teşebbüs”, halkı, Türkiye Cumhuriyeti hükûmetine karşı silahlı isyana tahrikve ”Cumhurbaşkanına suikast” suçlarından soruşturma başlatıldı. 21 Temmuz’da Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından anayasanın 120. maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edildi.

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Daha neler olacak, neler. Bunlar iyi günler”

HIZLI YORUM YAP

r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.