h Dolar 7,5354 %0.02
h Euro 9,0018 %0.02
h Bitcoin 377003 %2.96222
h Ethereum 12476.08 %0.37111
a

BİR KURTULUŞUN HİKAYESİ: 19 MAYIS

ad826x90
ad826x90

20’nci yüzyılın hemen başında Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşından yenilgiyle ayrılmış ve Avrupa’nın hasta adamı olarak nitelendirilmişti. Osmanlı İmparatorluğu, topraklarında gözü olan Avrupa devletleri tarafından çeşitli bahanelerle işgal edilmeye başlanmıştı. Milletini seven vatanseverler çeşitli kurtuluş yolları aramaya başlamışlar ve bu durum 19 Mayıs Samsun’a çıkma kahramanlığının doğmasına vesile olmuştu. Her şeyiyle Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkması ve bu olayın tarihimizdeki önemi yazımızda…

Bir gemi mi kalkıyor İstanbul limanından? Hem de düşman elinde bulunan Başkent İstanbul sularından. Mavi gözlü Büyük Kahraman ve arkadaşları geri dönüşü olmayan muazzam bir kahramanlık hikâyesinin sadece ilk adımını atmışlardı.

Bazı vatan topraklarını düşman işgal ederken vatanseverler çarpışarak şehit düşmüşlerdir. Çanakkale Savaşı kahramanı olan Mustafa Kemal’de kurtuluşun Anadolu topraklarında Anadolu halkıyla birleşerek topyekûn savaşarak kazanılacağına inanıyordu. Bu sebeple 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan ayrılarak Samsun’a doğru yola çıktı. 19 Mayıs 1919 Samsun’a ayakbastı. Düşmanlar bütün yurdu ele geçirmeye başlamıştı. Yurt yavaş yavaş parçalanmaya başlamıştı. Fransızlar, İtalyanlar, İngilizler, Yunanlılar, Ermeniler tarafından yurdumuz işgal edilmeye başlanmıştı. Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a ayak basıp Kurtuluş Savaşını başlatması milletimizin de yaşlısı genci çocuğu kadını her şeyiyle “Ya istiklal ya ölüm” ilkesiyle bu savaşa katılması, Türklerin esir edilemeyeceğini her zaman hür yaşayacağını bağımsızlığından vazgeçmeyeceğini pes etmeyeceğini ve Türk topraklarının işgal edilemeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir.

Mustafa Kemal, 19 Mayıs gününü kurtuluş günümüz ve özgürlük ateşini yaktığı gün olarak Gençlik ve Spor Bayramı yapmış ve tüm Türk Milletine özellikle gençlere armağan etmiştir.

ad826x90

Bu önemli güne gelene kadar neler yaşandı ve sonrasında tarihin şekli nasıl değişecekti? Buyurun hep beraber okuyalım.

SULTAN VAHDETTİN, MUSTAFA KEMAL VE ARKADAŞLARINI SAMSUN’A GÖNDERDİ

Samsun işgal kuvvetleri için stratejik noktaların başında geliyordu. Konum olarak büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya geçiş için en rahat şehirdi. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askeri birlik göndermişlerdi. Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek

birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silahlandığı konusundaki şikayetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal’di ve Mustafa Kemal uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve bir şeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu onun için bulunmaz fırsattır. İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır;

“-Paşa, Paşa!… Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin! Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir! Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir…Paşa, Paşa…Devleti kurtarabilirsin!…

Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?… O Vahdettin ki… bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat, böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendine karşılık verdim:

-Kişiliğe güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim… Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz…”

Atatürk bu konuşmada planlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı ama, O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir “Türk Milleti” vardı.

Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik edecekti. Bu 18 kişinin adları şöyleydi:  3’üncü Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele), Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kazım Bey (General Dırık), Müfettişlik Sağlık Bakanı Doktor Albay İbrahim Tali Bey (Öngören), Kurmay Başkan Yardımcısı Kurmay Yarbay Mehmet Arif Bey (Ayıcı), Karargah Erkan-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyasiyat Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey (Gerede), Müfettişlik Topçu Komutanı Topçu Binbaşı Refik Bey (Saydam), Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevad Abbas (Gürer), Kurmay Mülhakı Yüzbaşı Mümtaz (Tünay),Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı (Ede), Müfettişlik Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket (Öndersev), Karargah Komutanı Yüzbaşı Mustafa Vasfi (Süsoy), Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kalem Amiri Üsteğmen Arif Hikmet (Gerçekçi), İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah (Kunt), Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (Kılıç), Şifre Katibi, Birinci Sınıf Katip Faik (Aybars), Şifre Katibi Yardımcısı, Dördüncü Sınıf Katip Memduh (Atasev).

Mustafa Kemal beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından tarih yazmak için yola çıkar. 17 Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır. 18 Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Yolcular Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılırlar. Bu sandallardan birinin sahibi olan İsmail Yurtsever, o zaman için Mustafa Kemal’i tanımadığını söyler, Mustafa Kemal’i sandalda ve Samsun’da iken geniş yakalı lejyon kaputu ve başında kalpakla gördüğünü anlatır.

ad826x90

Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi ve giyimi de buna uygundu ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket edecekti.

Atatürk’ün Samsun’a çıkışında gördüğü manzara pek parlak değildi. Şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı. Pontusçular sokaklarda kol geziyordu. Halk kendisini koruyamayacak durumdaydı. Atatürk bugün müze haline getirilen Hıntıka Palas’ta kaldıkları süre içinde hep bu sorunları düşündü, yolculukta geçirdiği uykusuz geceler sona ermemişti; şimdi de burada uykusuz geceler başlıyordu. Ama O’nda ve O’nun gibi düşünenlerde bu azim oldukça hiçbir engel aşılmaz değildi.

Kısaca vermeye çalıştığımız bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası oldu ve kurtuluşun başlangıcıydı. Milli Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle de 19 Mayıs’ı Türk gençliğine armağan etti.  Mustafa Kemal’in gençlik kavramı genel anlamda fikirlerdeki yeniliği anlatmaktadır.

19 MAYIS’IN NİTELENDİRİLMESİ

Gençlik ve Spor Bayramı ilk defa 1926 yılında Gazi Günü adı altında Samsun’da kutlanmış, 24 Mayıs 1935’te Atatürk Günü adı altında resmiyet kazanmıştır. Beşiktaş’ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı’nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçe’li yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir. Bu organizasyondan bir süre sonra gerçekleşen Spor Kongresi’nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni kutlanan Atatürk Günü’nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir. Kongrede oylanan bu öneri kabul edilmiş ve Atatürk’ün de onayıyla yasalaşmıştır. 20 Haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 12 Eylül Darbesi’nden sonra “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” adını almıştır.

BAYRAMIN KUTLANMA ŞEKLİ

Her yıl 19 Mayıs günü Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Türkiye’nin dört bir yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır. Üzerinde “Gençlikten Atatürk Sevgisiyle Cumhurbaşkanına” yazan ve “Sevgi Bayrağı” olarak adlandırılan dev bir bayrak Kurtuluş Yolu’ndaki Tütün İskelesi’nden karaya çıkarılarak Samsun valisine verilir. Daha sonra bayrak, Cumhurbaşkanı’na sunulmak üzere genç atletlere teslim edilir. Samsun’dan yola çıkarılarak Amasya, Tokat, Sivas, Erzincan, Erzurum, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir ve Kırıkkale’den sonra 19 Mayıs törenlerinde Ankara’da Cumhurbaşkanına sunulur.

Cumhuriyet’le yaşıt olan bu kutlamalar sadece Cumhurbaşkanının katılımıyla Ankara’da gerçekleşmekle sınırlı kalmaz, ülke genelinde stadyumlarda kutlanırdı. Ama 2012 yılında, Mayıs ayında havanın soğuk olacağı ve bu açıdan öğrencilere ve vatandaşlara yük olmaması gerekçesiyle başkent Ankara dışındaki illerde, stadyumlarda kutlanması Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğünce okullara gönderilen bir yazıyla kutlanmamasına neden olmuştur. Bu karar muhalefetin büyük tepkisiyle karşılaşmıştır. Bu konuda Alper Ayhan tarafından bir dava açılmış ve kazanılmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk “Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” diyerek Türk gençliğine olan güveninden de bahsetmiştir.

Atatürk’ün şu sözleri, “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” hepimiz için rehber olmalıdır. Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak o yolda ilerlemeli ve muasır medeniyetler seviyesine yükselmeliyiz.

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

ILISU BARAJI’NDA ELEKTRİK ÜRETİMİ BAŞLADI

HIZLI YORUM YAP

r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.